her çocuk ateist doğar...!
yobaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yobaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
03 Ağustos 2013
Allah Yok, Din Yalan (Hala...)
raya yazdığım en son yazının ardından epeyce zaman geçti. Ben üniversiteye başladım, iki yıl oldu hatta.. Biraz daha yaşlandım, türlü insanlarla karşılaştım, hatalarım oldu, daha önce olan hatalarımın sonradan farkına vardım vesaire...
Etiketler:
agnostisizm,
allah yok din yalan,
ateist sıkıntıları,
ateizm,
beyin yıkama,
cami,
deizm,
din,
kadir gecesi,
kandil,
oruç,
ramazan,
yobaz
11 Temmuz 2010
Dinn Dann Donn: İlan! (Kandil Özel) -2-
Geçen yazımda kandil zamanında canımı sıkan şeylerden bahsetmiştim, şimdi ise biraz daha kişisele girmek istiyorum sevgili okur..
Müslüman anne-babanın tek çocuğuyum ve ciddi bir şekilde din eğitimi aldım. Buraları zaten biliyorsunuz sayıyorum ve "tipik yobaz müslüman hayatı" canlandırmanızı rica ediyorum; beni yapmaya çalıştıkları şey işte o.
O kandil günü küçük teyzem telefonla aradı, kılınacak namaz varmış; haber veriyor kılalım diye.. Hani şu "Süleymancı"ların takvim ve kitaplarındaki şeylerden.. Fazilet Neşriyat'ın takvimleri vardır hani; namaz vakitlerinin olduğu yerler mavidir.. Diyanet'in saatiyle uyuşmaz namaz vakitleri, tedbirli olunsun diye 3-5 dk sarkıtırlar namaz vaktini.. Dua kitabı da şunun aynısı:
Ananem de bize geldi bir haftadır kalıyor, başladı beni sıkıştırmaya "Hadi oğlum, bak kandil gecesi. Namaz var kılınacak, hadi evladım" falan derken ben sıvıştım oradan.. Hayır, bunlar bana 5 vakit namaz kılayım diye de ısrar ediyor; kılmıyorum(babamla olan mevzu apayrı).
Akşam ezanı okundu gittim çeşmeye; ıslattım elimi, yüzümü, kollarımı falan.. Aldım odamdaki seccadeyi serdim falan, neyse atlattık onu.. Amaaa hiç o kadarla sınırlı kalır mı?
Sonuç olarak zorla camiye gittim gene.. Tabi tam anlamıyla bir "kafir" olarak; gusülsüz ve necistim. Ama onca müslümanın arasından üst kata çıktım ve en arkaya geçtim.. Kimse de farketmedi =) O değil de bu satırları yazarken; "münafık" olduğumu farkettim, tam kafir değilim evet, camiye gidip namaz kılıyorum.. Bu arada google'da münafık yazıp bi aratın görselleri, gerçekten ilginç kişiler var =)
Neyse efenim; eğilip, domalmaya başladık topluca.. Bir terlemeye başladım o sıcaktan sorma sevgili okur.. Onca herif içerde ve nefes alıp veriyor; üstelik kapı cam da açılmıyor "yaşlılar" hasta olmasın diye!! Siktirin gidin lan o zaman evinizde kılın namazınızı, ne hakkınız var beni veya ordaki diğer müslileri rahatsız etmeye?
Yok, ı. ı. problem bu değildi. Hah, ordan geldik eve; "Hadi bakalım Kuran okuycan şimdi." Ya dedim saat kaç oldu, gidin uyuyun; yok diyorlar illa okuycan.. İyi dedim amk, ben de bilgisayardan okurum, sesiyle de dinlerim; yanlışlarımı düzeltmeye adam lazım değil.. Girdim buldum www.mukabele.com 'dan 10 sayfa o kuran dinledim ya... Tamam aga, ateist olmadan önce çokça katıldım bu kuran ziyafetleri olaylarına; hatta bi kaç tane hafızla 2-3 saatlik videolarım var, adamlarla oturup konuştum da.. Ama onlar geride kaldı, yeter!
Şeytanınız bol olsun millet...
(Uzunca zamandır yazamadım bloga, ama bundan sonra eskisinden daha çok vakit geçirmeyi planlıyorum burada.. Tabi okundukça, okunduğumu bildikçe...)
Müslüman anne-babanın tek çocuğuyum ve ciddi bir şekilde din eğitimi aldım. Buraları zaten biliyorsunuz sayıyorum ve "tipik yobaz müslüman hayatı" canlandırmanızı rica ediyorum; beni yapmaya çalıştıkları şey işte o.
O kandil günü küçük teyzem telefonla aradı, kılınacak namaz varmış; haber veriyor kılalım diye.. Hani şu "Süleymancı"ların takvim ve kitaplarındaki şeylerden.. Fazilet Neşriyat'ın takvimleri vardır hani; namaz vakitlerinin olduğu yerler mavidir.. Diyanet'in saatiyle uyuşmaz namaz vakitleri, tedbirli olunsun diye 3-5 dk sarkıtırlar namaz vaktini.. Dua kitabı da şunun aynısı:
Akşam ezanı okundu gittim çeşmeye; ıslattım elimi, yüzümü, kollarımı falan.. Aldım odamdaki seccadeyi serdim falan, neyse atlattık onu.. Amaaa hiç o kadarla sınırlı kalır mı?
Babam: Oğlum hadi kalk camiye gidiyoruz, kandil bu gece..
Ben: Ya baba, ben gelmesem olmaz mı? Hep gidiyoruz zaten, burda kılarım?
Babam: Ne demek gelmicem ben lan?! Yürüü!! Vaaz dinle azcık, burda bilgisayarda şeytan işleriyle uğraşıyorsun, imanını zayıflatır bu.
Sonuç olarak zorla camiye gittim gene.. Tabi tam anlamıyla bir "kafir" olarak; gusülsüz ve necistim. Ama onca müslümanın arasından üst kata çıktım ve en arkaya geçtim.. Kimse de farketmedi =) O değil de bu satırları yazarken; "münafık" olduğumu farkettim, tam kafir değilim evet, camiye gidip namaz kılıyorum.. Bu arada google'da münafık yazıp bi aratın görselleri, gerçekten ilginç kişiler var =)
Yok, ı. ı. problem bu değildi. Hah, ordan geldik eve; "Hadi bakalım Kuran okuycan şimdi." Ya dedim saat kaç oldu, gidin uyuyun; yok diyorlar illa okuycan.. İyi dedim amk, ben de bilgisayardan okurum, sesiyle de dinlerim; yanlışlarımı düzeltmeye adam lazım değil.. Girdim buldum www.mukabele.com 'dan 10 sayfa o kuran dinledim ya... Tamam aga, ateist olmadan önce çokça katıldım bu kuran ziyafetleri olaylarına; hatta bi kaç tane hafızla 2-3 saatlik videolarım var, adamlarla oturup konuştum da.. Ama onlar geride kaldı, yeter!
Şeytanınız bol olsun millet...
(Uzunca zamandır yazamadım bloga, ama bundan sonra eskisinden daha çok vakit geçirmeyi planlıyorum burada.. Tabi okundukça, okunduğumu bildikçe...)
25 Nisan 2010
"Özgür bir ülkede yaşıyoruz!!" mı acaba?
Blogu kurma amaçlarımdan biri de çevresi tarafından ateist olduğu bilinmeyen birinin karşılaştığı sıkıntılar, zorluklar ve önyargılar vb. insanlara haykırmak.
Efenim, bundan bir hafta önce etüt için dershaneye gittim. İlk ders coğrafyaydı, hoca geldi test mest verdi çözüyoruz işte. Ben de çok rahatıma düşkünümdür. Bacaklarımı dayadım sıraya, bi yandan da iPod'ta müziğimi açtım. Gayet zevkli bir şekilde testimi çözmeye başladım. Hocalarımız da sağolsunlar, izin veriyolar rahat rahat oturmamıza.

Allahu ekber, allaaaahu ekber .... Öyle kendimi yaymış sereserpe otururken sıramda, zevkli zevkli çözerken testimi dışardan ezan sesleri gelmeye başladı. Arkadan bi ses: "Şşş toplayın kendinizi, ezan okuyo! İndirin bacaklarınızı!!" Meğersem rahat oturan tek kişi ben değilmişim. Bi de şey diyor: "Hiç sevmem ezana saygısızlık edenleri, öyle oturmak dine küfürdür. bla bla bla..."
Lan, ulan!?! Lan kim küfrediyo senin dinine? Ben istediğim gibi otururum arkadaşım, dışarda kilise çanı çalsaydı sen aynı duyarlılığı gösterecek miydin? Beyler, lütfen bakın yüce İsa adına diye başlayacak mıydın lafa? Hadi ordan, onun yerine kapatıp pencereyi sohbet etmeye başlardın.. Sen niye küfrediyosun o zaman Hristiyanlığa? N'apalım, eli mahkum indirdim bacağımı.
Özgür bir ülkede yaşıyoruz, dimi dostlar?
•O yüzden insanların, ezan okunduğunda bacağımızı indirmediğimiz için bizden hesap sorabilme hakkı var.
•O yüzden insanların, ezan okunurken hiç kimseye sormadan televizyonları kapama hakkı var.
•O yüzden dinci tv kanalları ve gazetelerin; İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerin namaz vakitlerini verebilme ve insanları namaz kılmaya zorlama hakkı var.
Üniversitelerde başörtüsü konusu vesaire hepsi, dinin gereklerini yerine getirmeyen insanlara bir baskı uygulamak için çıkartılıyor ortaya. Bugün yüzlerce imam-hatip lisesi var. Aileler dini eğitim de alsın diye çocuklarını buraya gönderiyor, bir çok baba kızının üniversiteye giderken başını kapamasını istiyor. Peki acaba üzerinde kendisine sorulmadan karar verilen liseli ergen ya da üniversiteli kız istiyor mu bunları..?
İnsanların bu yobaz ve bağnaz tutumuna karşı bizi korumaya çalışan, inanç özgürlüğünü sağlamaya çalışan "laiklik" elimizden alınmaya çalışılıyor. Oysaki laiklik bize kendi meselelerimizin çözümünü seçme şansı veriyor. Devletin kanunlarının gözünde eşit olabilmemizi sağlıyor.
Devletin önünde yasalarla, laiklikle vs. eşit olduk diyelim.. Peki ya halk, mahalle, toplum? Bunların gözünde de eşit miyiz? Hiç sanmıyorum. İnsanlar zamanında büyük baskılara maruz kalmışlar ve artık dikte ettirilen şeyleri o kadar bizimsemişler ki kendinden olmayanlardan üstün görüyorlar kendilerini. Sanki ortak bir doğru varmış gibi...
Efenim, bundan bir hafta önce etüt için dershaneye gittim. İlk ders coğrafyaydı, hoca geldi test mest verdi çözüyoruz işte. Ben de çok rahatıma düşkünümdür. Bacaklarımı dayadım sıraya, bi yandan da iPod'ta müziğimi açtım. Gayet zevkli bir şekilde testimi çözmeye başladım. Hocalarımız da sağolsunlar, izin veriyolar rahat rahat oturmamıza.
Allahu ekber, allaaaahu ekber .... Öyle kendimi yaymış sereserpe otururken sıramda, zevkli zevkli çözerken testimi dışardan ezan sesleri gelmeye başladı. Arkadan bi ses: "Şşş toplayın kendinizi, ezan okuyo! İndirin bacaklarınızı!!" Meğersem rahat oturan tek kişi ben değilmişim. Bi de şey diyor: "Hiç sevmem ezana saygısızlık edenleri, öyle oturmak dine küfürdür. bla bla bla..."
Lan, ulan!?! Lan kim küfrediyo senin dinine? Ben istediğim gibi otururum arkadaşım, dışarda kilise çanı çalsaydı sen aynı duyarlılığı gösterecek miydin? Beyler, lütfen bakın yüce İsa adına diye başlayacak mıydın lafa? Hadi ordan, onun yerine kapatıp pencereyi sohbet etmeye başlardın.. Sen niye küfrediyosun o zaman Hristiyanlığa? N'apalım, eli mahkum indirdim bacağımı.
Özgür bir ülkede yaşıyoruz, dimi dostlar?
•O yüzden insanların, ezan okunduğunda bacağımızı indirmediğimiz için bizden hesap sorabilme hakkı var.
•O yüzden insanların, ezan okunurken hiç kimseye sormadan televizyonları kapama hakkı var.
•O yüzden dinci tv kanalları ve gazetelerin; İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerin namaz vakitlerini verebilme ve insanları namaz kılmaya zorlama hakkı var.
Üniversitelerde başörtüsü konusu vesaire hepsi, dinin gereklerini yerine getirmeyen insanlara bir baskı uygulamak için çıkartılıyor ortaya. Bugün yüzlerce imam-hatip lisesi var. Aileler dini eğitim de alsın diye çocuklarını buraya gönderiyor, bir çok baba kızının üniversiteye giderken başını kapamasını istiyor. Peki acaba üzerinde kendisine sorulmadan karar verilen liseli ergen ya da üniversiteli kız istiyor mu bunları..?
İnsanların bu yobaz ve bağnaz tutumuna karşı bizi korumaya çalışan, inanç özgürlüğünü sağlamaya çalışan "laiklik" elimizden alınmaya çalışılıyor. Oysaki laiklik bize kendi meselelerimizin çözümünü seçme şansı veriyor. Devletin kanunlarının gözünde eşit olabilmemizi sağlıyor.
Devletin önünde yasalarla, laiklikle vs. eşit olduk diyelim.. Peki ya halk, mahalle, toplum? Bunların gözünde de eşit miyiz? Hiç sanmıyorum. İnsanlar zamanında büyük baskılara maruz kalmışlar ve artık dikte ettirilen şeyleri o kadar bizimsemişler ki kendinden olmayanlardan üstün görüyorlar kendilerini. Sanki ortak bir doğru varmış gibi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
